14 Ağustos 2012 Salı

Uç uç kelebek, hayat sana terlik pabuç fırlatacak.


Uç kelebeğim, hadi uç...
Ne diyeyim ki başka, nasılsa dinlenmeyeceksin.
Bir aşağı bir yukarı; inip çıkacaksın.
Çırpınacaksın.
Yorulup da konacaksın.
Nefes nefese olduğunu fark ederken, bir rüzgar daha esecek.
Kapılacaksın.
Uçuyorum diyeceksin.
Hiç bitmeyecek zannedeceksin.
Neyse ki korkmuyorum diyeceksin.
Gördün mü bak, vazgeçmemişim diyeceksin.
Bir kahkaha patlatacaksın, "Hadisene!" diyeceksin.
Ben bakarken, sen savrulacaksın.

Fon müziği: Midlake - Roscoe

27 Temmuz 2012 Cuma

Adam & Eve

 
Zor.
Her türlüsü zor.
Bir zamanlar samimiyetime karşılık bulmak zordu,
Şimdilerde cesaretime...


Hayalkırıklıklarım kimsenin suçu değil aslında.
Ben kurdum hayallerimi, kırılmasını da ben göze aldım.

Dün yürürken mahallemin sokaklarında,
Beni öptüğün köşede, kokunla birlikte bıraktım seni.
Rüzgar vardı azıcık akşam, alıp götürmüştür hepsini.
İçim cız etti, etmedi değil.
Daha önce de etmişti ama, ilk değil...
Belli ki son da olmayacak.

Beni senden ayıran geçmiş,
Senden ayrılmamı da kolaylaştırıyor beri yandan.
Vakit geçtikçe ne kadar da garipleşiyor hayat...

Sen miydin özel olan, ben mi özel kıldım seni, ayırdetmesi zor sevgili.

Gitmeyeydin iyiydi. Gittin, o da iyidir elbet...


Fon müziği: Jaymay - Never Be Daunted

13 Temmuz 2012 Cuma

Saw things so much clearer...


Zamanının grunge prensi olup, onca adrenalinin, onca alkolün, yüksekle muhtemel onca uyuşturucunun ardından bir noktada içine dönmüş; daha sakin bir müziğe yönelmiş, huzuru surf'de bulmuş bir yetişkinle karşılaşmak güzeldi. İçindeki fırtınayı dindirip, kendini akış içerisindeki dalgaların iniş-çıkışını sükunetle karşılayan bir insana dönüştürmek meziyet işi. Bir süredir buna kafa yorduğum için -yorduğumuz için hatta- bu kadar manalı geliyor belki de Eddie Vedder'ın hayat içerisindeki duruşu. Bu naif ama güçlü duruşu gördüğüm insanlar tutunmak adına motive ediyor beni.

Pek de kaçışı olmayan, sahnede olmanın gereği olarak girilen egosantrik ruh halleri etkisinde, iyi bir performans çıkarma kaygısıyla kendinden başka bir şey düşünemeyeceği, pekala fazlasıyla bencil olacağı bir anında bir "rock star", üç parçada bir ön saflardaki seyircilerin ezilmemesi için uyarıda bulunabiliyorsa şayet; o bir "insan"dır özünde. (Amma çok bir dedim.) İşte o noktada, her ne kadar Rearviewmirror dinleyememiş olsam da, iyi ki İstanbul'dan kalkıp gelmişimdir Berlin'e. İyi ki bana bunları düşündürtmüştür de yanıma aldığım kar çıkınımla devam ediyorumdur yoluma.


Sleeping by myself - Eddie Vedder (Ukulele songs)

29 Mayıs 2012 Salı

- Sanatını yesinler!

 
Birilerine mesaj vermek ya da örnek olmak için değil de,
Artistik bir değeri olsun diye değil de,
Hiç denenmemişe cesaret etmek için değil de...

Sadece o an içinden geldi diye sanat yapmak gibi bir seçenek de var.

12 Nisan 2012 Perşembe

iPod'la Yaşam Sanatı: Hayatımızı MP3'ler mi yönetiyor?

Yolda gitmektesindir. Camdan dışarıyı izlersin, apartmanlara bakarsın. Çevre yolundaysan şayet "Buralarda da yaşanır mı?" der geçersin sıvası dahi tamamlanmamış özensiz bloklara bakarken. Her zamanki gibi bilmişlik peşindesindir, bıkkınlığını kendine bahane yapmışsındır. Trafiğin yoğun olduğu ve senin hiç uykunun olmadığı zamanlarda sığındığın parçaları dinlemeye başlarsın. Genelde eğlendiğin anları anımsatan parçaları tercih edersin, için daralmaya yüz tutmuştur çünkü.  Vakit hızlı aksın istersin. Bir an önce varmak değildir de niyetin, şu kargaşadan ve buhrandan kurtulmaktır tek derdin. Durmakla ve kalkmakla bitmek bilmez yollar. Sen sadece sarsıldığınla kalakalırsın ve biraz da mide bulantısıyla.

Kışsa şayet ve üşüdüysen azıcık beklerken aracını, oturduktan bir süre sonra mayışmaya başlarsın. Yatağın gibi güvende hissetmek için kendini, favori albümlerinden birini seçersin. Bilindik parçalarla, sevdiğin seslerin tanıdık tınısıyla yavaş yavaş uykulu halini alırsın. Sürekli dinlediğin albümü keşfetmeni sağlayan parçayı açarsın evvel. Hani defalarca ama defalarca dinlediğin, walkman zamanlarından kalma tabirle bitip bitip tekrar başa aldığın parçayı diyorum. Earworm sendromu olanlar anlayacaktır ne demek istediğimi. 2, yok yok 3 kere dinledikten sonra "takıntı" parçanı, albümün başına gelirsin. 1. parça, 2. parça derken uyuyakalırsın.

Yarı uykuda yarı uyanık giderken, yavaş yavaş ayılmaya başlarsın. Kafan yandaki arkadaşın üstüne düşmüştür belki de. Yol boyu rahat vermemişsindir adama, farkında bile değilsindir. Bir parça çalar o esnada. Senin daha önce hiç dikkatini çekmemişlerden biri. Hep es geçtiklerinden biri. O çok sevdiğin parçayı defalarca dinlemekten şans vermediğin ya da yolun bitip de vaktinin kalmadığı parçalardan biri. Tam uyandığın esnada savunmasız yakalamıştır seni. Bu sefer anlatabilmiştir sana derdini. Ne güzelmiş oysa ki, albümün o senin tarafından keşfedilmemiş, senin tarafından sana gizlenmiş parçası. Halbuki alsan artık şu ipod'u shuffle'a, o an ne gelse onu dinlesen. Sevdiğin bir parça denk geldi mi keyiflensen... Bir sonraki o kadar sarmasa da sabredip bitmesi için beklesen... Artık biraz karşına çıkana müdahale etmeye çalışmasan da, o da gelse.

14 Mart 2012 Çarşamba

Farkında değilsiniz, Bay Başkan.

           by Kaan Sezyum


Elinizdeki gücün farkında değilsiniz. Bir insanın ömründen 375 günü çalabildiğinizin bilincinde değilsiniz. Bilek büküyor mu zannediyorsunuz kendinizi? Düpedüz insan harcıyorsunuz. Dininizce israf yapıyorsunuz. Hak yiyorsunuz. Farkında değilsiniz, zulmediyorsunuz. Anlayacağınız dilden söyleyeyim; günah işliyorsunuz. Öteki tarafta ruhunuzun başına ne haller gelir bilemiyorum fakat siz, hayat içerisinde böyle bir insan olarak en büyük kötülüğü kendinize ediyorsunuz.

Endişeleniyorum bazen. Günün sonunda "Neticede ben de bir insanım." diyemeyecek kadar egonuza yenik düşmüş olmanızdan ürküyorum.


8 Mart 2012 Perşembe

8 Mart'ta Ne Olmuştu, Baba?



Bugün, benim günüm değil ki...

Bugün, emeği uğruna savaşmış kadınların günü. Bugün, inancının peşinden giden kadınların günü. Bugünü kendine mal etmeyecek kadar objektif olmanın zamanı artık gelmeli. Ne için savaşmışım ki mesela ben? Eğitimi, mesleği, kariyeri bir şekilde karşısına çıkmış biriyim sadece.

Bugün, kanını emen sisteme baş kaldırmak adına eylem yaparken ölen 129 kahramanı anma günüdür.

Bugün alışveriş yapma günü değildir.
Bugün kadın olduğun için övündüğün gün değildir.
Bugün kadınını onurlandırmak için çiçek yollanacak gün değildir.
Bugün yas günüdür.

Bugün, zaman zaman insanlığımızdan utanmamızı gerektiren günlerinden bir diğeridir.